Erkekler, size söylüyorum!
“Bir ricam var, şu erkeklere söyleyin.
Giden yolu sevmekten vazgeçsinler. Elde edene kadar olan performansı erişim sonrası da sergileseler sorun kalmayacak. İki tatlı söze hasret kız çocukları belki de avcılara erişim sağlıyor. Eldeki kuş cepte olunca, sıra daldaki kuşa geliyor. Taklacı güvercine dönmekten zevk alıyor bence erkekler. Bunu neden yazıyorum; bana ulaşmak için çabalayan erkeğin ‘evdeki kuşa kim bilir ne hatalar yaptı da bu duruma düştüler’ diye niyet okuma yapmaktan vazgeçemiyorum. Size sırf bundan gelmiştim hatırlarsanız. Aynı son beni bekler mi? En mantıklısı ‘dost hayatı’ aslında. Kimse cepte olmuyor. Sorumluluk yok. Niye toplumda çok tepki görüyor, bilmiyorum. Herkes mutsuz, buna tepki geliştirilmeli!”
Sözlerde elbette haklılık payı var.
Hemen her kadının hayatında en az bir kez deneyimlediği olumsuz bir tecrübedir bu.
Evlilikte ya da flörtte fark etmiyor, bu durum yaşanıyor mutlaka!…
Lakin.
Yıl olmuş 2020.
45 yaş altı kadınların çok büyük kısmı “artık” erkeklerin böyle bir sorunsalı olduğunu biliyor.
“Psikoloji” ya da “kişisel gelişim” kitaplarına biraz merakı olanlar için yabancı değil; erkeklerin ilişkinin başlangıçtaki arzulu tutumu ve sonrasında ortaya çıkan duygusuzluğu.
Youtube videolarında bu konular o kadar çok işleniyor ki!
Nerdeyse “kadınlar kanmayın bu erkeklere” diye bas bağıracaklar!
Üstelik, “psikoloji” ve “kişisel gelişim” gibi meselelere kadınlar erkeklere nazaran kıyaslanmayacak kadar ilgililer.
E bu tablo ortadayken, halen kadınların “eldeki kuş, teldeki kuş ve avcı” üçlemesinden kendilerini kurtaramamış olmaları ilginç değil mi?
Erkeğin “bilinçsiz” şekilde kurduğu bu tuzağa kadının her defasında kanıyor olması, kandırılanın “üzümünü yediği bağı sormama alışkanlığı” olduğunu göstermez mi?
Üstelik bana bu satırları yazan danışanım, alanıma çok yakın bir meslekte.
O böyleyse alana uzak olan ne yapsın!
Sevgili danışanım,
Erkeklere söyledim dediklerinizi, bakalım ne anladılar