Borderline Savunma: Acının İlişkiyle Tolerasyonu

Borderline savunma, borderline kişilik özelliğinin temel davranışlarını içerir ancak ondan farklı olarak kişi kişilik olarak borderline değildir, bu davranışları acı yaratan (çatışma, ayrılık, kayıp) durumlara karşı savunma olarak geliştirir.
Borderline kişilik özelliğinin davranışlarını savunma olarak geliştiren kişi, borderline’ın özünde terk edilme, duygusal yok olma ve yalnız kalma durumlarına karşı geliştirdiği savunma örgütlenmesini kullanır. Bu savunma, narsistik savunmadan farklı olarak acıyı örtmez;
acıyı ilişki içinde tutarak regüle etmeye çalışır.
Temel düşüncesi:
“Bağ koparsa, dağılırım! ilişki biterse ben de biterim!” dir.
Yani ilişkinin varlığı ya da yokluğu hayati derece önemi olan bir süreç olarak algılanır.
Bu nedenle borderline savunma için esas tehdit narsisistik savunmada olduğu gibi kişinin kendilik değerinin zedelenmesi değil; ilişkinin sürekliliğin bozulmasıdır. Şimdi bu savunmanın çatışma anındaki, ayrılık ve kayıp durumlarındaki savunma örgütlenmelerini açalım:
İlişki Sürerken Borderline Savunma
Çatışma anında borderline savunma devreye girdiğinde zihinsel süreçler hızla kutuplaşır:
“Beni artık sevmiyor!”
“Beni terk edecek!”
“Hissettiğim şey dayanılmaz!”
Bu düşünce biçimlerinde görüleceği gibi kişi tarafından ilişkideki bir kriz ilişkinin tamamen biteceği kaygısıyla karşılanıyor. Aynı zamanda karşı tarafın duyguları karşıt bir noktada algılanıyor. Bu durum; “Ya tamamen yanımda ya tamamen karşımda” algısının gelişmesine neden olur.
Borderline savunma gerçekleştiren kişi çatışma sürecinde içerikten bağımsız olarak, terk edilme tehdidi algılar.
Karşı tarafın öfkesi, geri çekilmesi ya da eleştirisi; ilişkinin sona ereceğine dair bir işaret olarak algılanır.
Zihinsel düzeyde kişi ve ilişki bölünür:
İlişki “iyi–kötü”, “seven–terk eden” eksenine hızla kayar.
Bu zihinsel yoğunluk davranışa:
Duygusal aşırı tepkiler
Ağlama, yalvarma ya da öfke patlamaları
Karşı tarafı ilişkiye çekmeye yönelik yoğun girişimler
Çelişkili bağ mesajları (yaklaş–uzaklaş)
İlişkiyi test eden davranışlar, şeklinde yansır.
Bu davranışlarla amaç, çatışmayı çözmek değil, ilişkinin hâlâ var olduğunu hissetmeye çalışmaktır. Bu nedenle olumsuz temas bile, temas olmamasına tercih edilir.
Ayrılık / Boşanma Sürecinde Borderline Savunma
Ayrılık, borderline savunma için yalnızca bir kayıp değil; kendilik varlığına yönelik bir tehdittir.
Zihinde şu düşünceler yoğunlaşır:
“Onsuz ben kimim?”
“Bu acı beni yok edecek.”
“Buna dayanamam.”
“Beni gerçekten sevseydi gitmezdi.”
Ayrılık, zamansal bir süreç olarak değil; katastrofik bir kopuş olarak yaşanır. Gelecek, belirsiz değil; büyük bir boşluk, o boşlukta kayboluş olarak algılanır.
Davranışlara ise:
“Ayrılığı engellemeye yönelik yoğun çaba”
“Tekrar tekrar iletişim kurma”
“Dramatik duygusal ifadeler”
“Kendine zarar verme eğilimleri” (her zaman değil, ama yaparsa riski giderek artan dozda sergilenir)
“Hızlı idealizasyon–devalüasyon(yüceltme-aşağılama) geçişleri” şeklinde yansır.
Bu süreçte kişi ayrılığı ya tamamen reddeder ya da aşırı dramatize eder. Yas, zamana yayılmaz; taşar.
Kayıp Karşısında Borderline Savunma
Gerçek kayıp, borderline savunmada yoğun bir “boşluk” ve “anlamsızlık” duygusu yaratır.
Zihinsel Süreç:
“Beni bırakıp gitti.”
“Bu acı hiç bitmeyecek.”
“İçimde kocaman bir boşluk var.”
“Onsuz yaşamam mümkün değil.”
Burada kayıp, yalnızca sevilen nesnenin kaybı değil; varlığını düzenleyen nesnenin yokluğu olarak yaşanır.
Davranışlara ise:
“Yoğun ve dalgalı yas tepkileri”
“Duyguların hızlı iniş–çıkışları”
“Kayıp nesneyle zihinsel meşguliyet”
“Yalnız kalmaya tahammülsüzlük”
“Başkalarına aşırı bağlanma ya da ani kopuşlar” şeklinde yansır.
Yas süreci doğrusal şekilde yaşantılanmaz; regresif ve döngüsel olarak kendini tekrar eden süreçler olarak yaşantılanır. Doğrusal yas sürecinde yas zamanla azalırken, borderline savunmada acı azalmaz, şekil değiştirerek kendini tekrar eder.
***
Borderline savunma, acıyı bastırmaz ya da yüceltmez; kişi kendini ilişki içinde tutarak hayatta kalmaya çalışır. Bu savunmada temel hedef, kendilik halini değil; bağı korumaktır. Onun için ilişki sürdüğü sürece acı tolere edilebilir; ilişki koptuğunda ise savunma çöker.
Savunma geçici ise bir süre sonra kişinin duygularla teması mümkün olur. Savunma kalıcı hale geldiğinde ise kişi, ilişkiyi duygularını “regüle” etmek için kullanır.